Bağışlama Kendinize Verdiğiniz Bir Hediyedir

Posted by on Nov 15, 2014

Bağışlama Kendinize Verdiğiniz Bir Hediyedir

Her birimiz hayatın belli bir döneminde hak etmediğimizi düşündüğümüz bazı olaylar karşısında incinebiliyor ya da kaldırabileceğimizden fazla yüklü bir stresörle karşı karşıya kalabiliyoruz. Bazen yaşanan bu olaylar kişiler tarafından ekarte edilebilirken, bazen beklenilenin aksine kişilere ciddi zararlar verebiliyor. Kişi olayı her hatırladığında acı çekebiliyor, öfkelenebiliyor ya da incinme hissini tekrar tekrar yaşayabiliyor. Kişinin stres ve baskı altında kaldığı bu durum, intikam veya olayı hatırlamaktan kaçınma arzusunu tetiklediğinde ise, kişiye beklediğinden daha fazla zarar verebiliyor. Bu durumla karşı karşıya kalan bireyler, sosyal hayatlarında güvensizlik, stres bazlı uykusuzluk, sırt ve mide ağrısı gibi ruhsal ve fiziksel yaralanmalarla baş başa kalabiliyorlar.

 Affeden birey ise; incinme, öfke, intikam arzusu gibi yaralayıcı duygularını geride bırakıp, yaşadığı olayları hatırladığında veya hatalı gördüğü kişiyle karşı karşıya geldiğinde daha önce hissettiği acı ve incinmeyi yeniden hissetmez. Paule Boese’un “Affetmek, geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar.” sözünde de vurguladığı gibi yaşanılan sıkıntılı durumları affetmiş olmak, onların yaşanılırlığını etkilemez, çoğu zaman karşımızdaki kişiyi de değiştirmez. Bu sayede kabuk bağlamış yarasını tekrar tekrar kanatmasına gerek kalmaz, yani aslında kişi affederek karşı tarafı değil, kendisini korumuş olur.

 Affetme bir anlamada haksızlıklara kötü ve acı verici olaylara karşı bağımsızlık kazanmak olarak anılabilir. Bu noktada affetme eylemiyle ilgili gelişen birtakım hatalı inançlara değinmekte de fayda görüyorum:

–   Affetmek, hatalı durumu unutmayı gerektirmez. Kişiler yaşadıkları olayları unuttuklarında, hatanın tekrarlanmasına sebep olabilecek bir durumla karşılaştıklarında güvensiz, aldanmış hissedebilirler.

–  Affetmek, yaşanan olaylar için bahane bulmak değildir. Kişinin, yaşadığı olayı olduğu gibi değerlendirmesi, olaydaki sorumluluğunun tam olarak farkına varması affetmeyi kolaylaştırıcı bir rol üstlenir.

–  Affetmek, affedilen kişi ile barışmak değildir. Bağışlayan kişi bağışlanan kişinin kendisini yeniden incitebileceğini düşünüyor ise barışmamayı seçebilir. Bu durum öfke ya da intikam arzusuyla iletişim kurmaktan kaçınma durumundan farklı olarak, bağışlayan kişinin olayın sonuçlarından incinmesini engelleyen bir durumdur.

 Birçok durumda affetmek kişinin kendine verdiği değer ile ilgili de olabilir. Acı verici bir olay karşısında mağdur olan kişinin “Beni sevmiyor, bana değer vermiyor bu sebeple beni incitiyor. Beni incitmekten çekinmediğine göre değersizim” düşüncesine kapılması olasıdır. Affeden kişi kendi değerini, inciten kişiden bağımsız olarak görerek “Ben değerliyim, beni inciten durum benim değerimle ilişkili değil, karşımdaki kişi kendi düşünce ve duygularıyla hareket ederek hata yaptı ve ben onu affettim. Bunun benim kişiliğim ile bir ilgisi yok.” diyebilecektir. Kendine karşı olumsuz duygular beslemeyi bırakan kişi, bu süreci atlattığında olumlu duygular ile hayatına devam edebilecektir.

 Affetme eylemi, kişinin kendi değeri hakkındaki bilişsel çarpıtmalarını düzenleme ve geçmişte yaşadığı acıların devamlılığını engelleme şansını vermiş olur. Bu bağlamda aslında bağışlama bağışlanan kişiye olduğu kadar, bağışlayan kişiye de verilmiş bir hediyedir.

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *