Depresyonu Anlamak

Posted by on May 3, 2014

Depresyonu Anlamak

 Depresyon kişinin ruhsal olarak yaralandığı; kendini yorgun, karamsar, umutsuz ve çaresiz hissettiği bir duygu halidir. En sık rastladığımız ruhsal sorunlardan biri olan depresyonla hemen hemen herkes hayatının bir döneminde karşılaşabilir. Bu durumla karşılaşan kişi kendini üzgün ve endişeli hisseder, her şeyi olumsuz haliyle düşünür ve başına gelen olaylardan kendini sorumlu tutar, suçlu hisseder. Geleceğe umutsuz ve karamsar bakar, her şeyin anlamsız olduğuna inanır. Bu nedenle de kişinin sosyal ilişkileri yara alabilir, performansı düşebilir, motivasyon sağlayamaz hale gelir. Fakat unutmamak gerekir ki yaşanılan her mutsuzluğun eşlik ettiği çökkünlük hali depresyon değildir. Kişiler hayatın işleyişi içinde karşılaştıkları bazı yaşam olayları sonucunda da benzer bir ruh haline girebilirler. Örneğin işten çıkarıldığında, bir yakınını kaybettiğinde ya da bir ayrılık yaşandığında kişiler belli bir dönem benzer belirtileri yaşayabilirler. Yaşanılan bu duygu haline depresyon diyebilmek için belirtilerin şiddetine, süresine ve derinliğine bakılması gerekir. Benzer belirtiler gösteren diğer rahatsızlıklardan ayırt edilmesi teknik bilgi, yani uzmanlık gerektirir.

Tüm diğer ruhsal krizler gibi depresyonun da oluşum nedenleri genellikle kişiden kişiye değişmektedir. Genellikle kişiler sosyal yaşamda karşılaştıkları stresli olayların sonucunda, biyolojik olarak depresyona yatkınlıkları olduğunda ya da beyin, kalp, böbrek, tiroid gibi hastalıklara sahip olmalarının etkisiyle depresyon geçirebiliyorlar. Bunun yanı sıra birtakım ortak kişilik özellikleri gösteren bireylerde de depresyona sık rastlayabiliyoruz. Örneğin, mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olan, aşırı duygusal, sıkıntılarını içine atan kişilerin depresyona daha yatkın olduklarını söyleyebiliyoruz. Bu kişilerin ayrılıklara tahammülleri az, sevgiye aç, herkesi mutlu etmeye çalışan, bağlanma eğilimleri olan ve daha teslimiyetçi kişiler oldukları söylenebilir. Kişi bu özellikleriyle yaşamı boyunca karşılaştığı sorunlarla baş edebiliyordur fakat bir noktada direnci kırıldığında kendine olan saygısını kaybedebilir ya da dünyayı güvensiz bir yer olarak görmeye başlayabilir. Bu gibi düşüncelerin sıklaşması kişideki depresyonu ağırlaştırabilir ve hastalığına bağlı olarak kişi enerji kaybına uğrar, kendi kabuğuna çekilir ve kimseyle görüşmek istemez, nefretini kendisine yöneltip kendini yaşadığı her şeyden suçlamaya başlar, daha ileri safhalarda ise ölüm düşüncelerinin arttığı bir döneme girebilir. Böyle durumlarda kişinin mutlaka tedaviye başvurması gerekir. Özellikle ölüm düşünceleri barındırıyorsa yalnız bırakılmaması ve mümkünse hastaneye yatırılması gerekebilir.

Depresyonun nasıl tedavi edileceği, genellikle depresyonun türüne göre değişiyor. Depresyonun hangi türde ilerlediği, ne kadar zamandır sürdüğü, hangi şiddette kişiyi etkilediği, ne kadar derin olduğu göz önüne alınarak tedavi planı oluşturulmaktadır. Bazen psikoterapi tek başına yeterli olmayabilir. Örneğin ağır depresyonlarda psikoterapiye başvurmadan önce ilaç tedavisi gerekirken, bazen orta şiddetteki depresyonlarda kişi ilaç kullanmak istemezse sadece psikoterapi de fayda sağlamaktadır. Hafif düzeydeki depresyonlarda ise sadece psikoterapi yeterli gelmektedir. Düzeyi ne olursa olsun, kişilerin depresyonla baş edebilmek için terapi sürecinden geçmeleri, kişinin bu süreci daha fazla yara almadan atlatmasına yardımcı olduğu gibi, depresyonun yineleme riskini de azaltmaktadır.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir