HaberMono – Kıskançlık mı? Hastalık mı? İsimli Röportaj

Posted by on May 17, 2014

HaberMono – Kıskançlık mı? Hastalık mı? İsimli Röportaj

Psikolog Sema Tekin, Haber Mono Özel’e Othello Sendromunu anlattı. Kıskançlık nedir, ne zaman hastalığa dönüşür, Othello Sendromu belirtileri ve daha fazlası röportajımızda…

 

 

 

 

KISKANÇLIK

Kıskançlık, zaman zaman hepimizin yaşadığı doğal bir duygu hali olmasına rağmen kontrol edilemediğinde insanı en çok yaralayan, ilişkilerde ciddi hasarlara neden olabilen duygulardan biridir. Toplum tarafından genellikle sevginin gösterilme, dile getirilme biçimlerinden biri olarak değerlendirilen kıskançlık duygusu yine aynı toplumsal yapı aracılığıyla beslenmektedir de.

Kıskançlık ne zaman hastalığa dönüşür?

Kıskançlık genellikle kişinin hayatındaki önemli birini kaybedeceği endişesiyle ortaya çıkan bir duygudur. Kıskançlığın, özgüvenleri yara alan, yetersizlik duyguları yaşayabilen, kontrol etme duygularıyla başa çıkmakta güçlük çeken kişilerde daha sık ortaya çıktığı söylenebilir. Zaman zaman ilişkilerde birleştirici, motivasyonu arttırıcı bir rol de üstlenebileceğinden, ilişkilerde yaşanılan her kıskançlığı hastalıklı bir durum olarak değerlendirmeyip, makul düzeyde yaşanılan kıskançlığa anlayış gösterebilmek, ilişkinin doğal yapısını koruyucu bir rol üstlenir. Fakat kıskanma eylemi kontrolden çıkıyorsa ve kişiler partnerlerinin ya da hayatlarında önem atfettikleri diğer insanların kişisel sınırlarını zorluyorsa bu noktada kıskançlığın patolojik olup olmadığının ayırt edilmesi gerekir.

Othello Sendromu nedir?

Adını Shakespeare’in, teması kıskançlık olan, Othello adındaki ünlü eserinden almıştır. Othello Sendromu yani diğer bir değişle patolojik kıskançlık, genellikle kaybetme korkusundan beslenir. Kişinin karşısındaki kişiden şüphelenmesini gerektirecek somut bir delil yokken zihnini kemiren sorularla meşgul olmasıyla, gerçeklerden dayanak almayan durumlarda kıskanma eyleminin, kontrolsüz bir kıskançlığın ifadesi olarak ortaya çıkmasıyla karakterizedir.

Othello Sendromu belirtileri nelerdir?

Patalojik kıskançlık yaşayan kişilerde mantıksız bir takım takıntılı düşünceler ve tepkiler gözlenir. Bu durumu genellikle kendi çabalarıyla engelleyemezler, yapmak istemedikleri halde durduramazlar, yapmadıklarında zihinlerinden atamazlar, hatta ileri evrelerde bu gibi şüpheleri, kurguları uykularını dahi kaçırabilir.

Patolojik kıskançlık gösteren kişi, genellikle partnerinin kendisini aldattığına ya da aldatacağına inanır, bunu engellemek için önlemler alır ya da bu düşüncesini kanıtlayabilmek için sürekli bir takip sağlar. Örneğin, partnerinin izni dışında telefonlarını, sosyal-medya hesaplarını, maillerini kontrol eder. Aramalarını, faturalarını takip eder. Evden yanında kendi olmadan dışarı çıkmasını, başkalarıyla iletişim kurmasını istemez. Bazen bu isteğini yerine getirip getirmediğini anlamak için eve kamera yerleştirebilir. Aradığında çağrısına her koşulda yanıt vermesini bekler. Yanıt veremediği durumlarda yoğun şüphe nöbetleri geçirebilir. Giydiği kıyafetlere, gittiği yerlere, yaptığı harcamalara sürekli bir müdahale halindedir. Bu ve benzeri durumlarda karşılaştığı en ufak bir farklılık dahi aldatıldığına ya da kandırıldığına ikna olması için yeterlidir kişi için. Öne sürülen kanıtlar ya da mantıklı açıklamalar kişinin bu algısını değiştirmeye yetmez. Bu durum uzun vadede ilişkileri içinden çıkılamaz bir hale sürükler ve yorar. Sürekli suçlanma ve sorgulanmaya maruz kalan kişinin, kişisel sınırlarını tekrar çizmek için gösterdiği çaba kendisini şiddete maruz bırakabilir. Kişiler ayrılma-boşanma yaşadıktan sonra da takibe maruz kalabiliyorlar, hatta bazen kişi başka bir ilişkiye başladığında dahi takip ve tehdit edilmeye devam edilebiliyor.

Kıskançlık ve Kurtulma Yolları

Kıskançlık Bir Hastalık mı?

Bu durumla karşılaşıldığında ne yapmalı?

Patalojik kıskançlık somut olay ve gerçeklerden beslenmez. Daha çok hayali aldatılma ihtimallerinin gerçek kabul edilmesiyle kendini gösterir. Bu sebeple ilişkilerinde benzer deneyimleri yaşayan çiftlerin iletişimlerinde birbirlerine açık ve dürüst olmaları, imalı ve dolaylı mesajlardan kaçınmaları, istek ve beklentilerini olabildiğince açık ve net ifade edebilmeleri çok önemlidir. Aksi durumlar, kişilerin sorunlarını çözmek yerine, içinden çıkılamaz bir hale dönüştürmelerine neden olabilir. Kıskanma eylemini sık gerçekleştiren eşlere şaka amaçlı dahi olsa yalan söylememek, empati kurmasını sağlayacak bir şekilde suçlayıcı olmadan, şüphelerinin gerçekçi olmadığına ikna etmek faydalı olabilir. Eğer çiftler kendi çabalarıyla üstesinden gelemiyorlarsa, bir uzmandan destek almaları yardımcı olacaktır.

Psikolog Sema Tekin

Kaynak: HaberMono

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir